aykut kocaman

istifasını geri almayarak fenerbahçe camiasında bir ilke imza atmış adamdır.

cise gittigini belirten insan

benim bu. bir de zaten evde 3 erkek sığır gibi, davar gibi yaşıyoruz; kapı açık işiyorum. şırıl şırıl. bazen öyle bir işiyorum ki bacağıma falan sıçrıyor, dizime falan. öyle böyle işemiyorum yani. bu derece işeyen birinin işemeye gittiğini haber vermesinden de daha doğal ne olabilir aklım almıyor.

fehmi mert gunok

<bkz: kol bozuk>

pinterest

şimdi ben burayı çok duyup da bakmayan, bakıp da kaydolmayan biriydim. geçenlerde oldum, bildiğin güzelmiş aslında. süper bir zaman geçirgeci. erkek olarak zaman geçirmek garip geliyordu da, o hep tumblr'ın bok yemesiymiş, burası güzel siz de gelin.

kezban

#2598281

sozluk yazarlarinin itiraflari

eskiden çalıştığım yerden bir kız arkadaş vardı. benden yaşça küçük olan kendisi işe ilk girdiği zaman bocaladığı için yardımımı esirgemediğim, sevdiğim birisi olmuştu. garsonluk yapıyorduk da kendisi sipariş alamaz, alsa götüremez bir haldeydi, biz de başka kim var ki zaten diyerek yardım ediyorduk. şehre de öğrenci olarak geldiğinden pek bilmiyordu, yardım istiyordu benden, ben de yanlış arabaya binmesin diye bunu bindirip yolluyordum, dur lan valizin senden büyükmüş diye yüküne yardım ediyordum. bildiğin abilik ediyordum lan, kardeşimden bir yaş büyüktü zaten kız. neyse bir süre bu böyle devam etti, ben işten ayrıldım derken ara ara görüşür olduk. o arada gözü açıldı falan tabi, az buçuk iş görür oldu. ulan ne olduysa o zaman olmuş işte arkadaş. bu da oradaki işinden ayrıldı, başka bir yerde çalışmaya başladı, sevgili yaptı falan arada konuştukça anlatıyor ben de dinliyorum işte öyle miydi, böyle miydi, iyi olmuş, güzel olmuş diye. yine de kafasını bir şey kurcaladığında danışıyor bana, yardım istiyor falan ben de hiç kötü niyet gütmeden, hissetmeden, görmeden bilgim ya da imkanım derecesinde yardımcı oluyorum. neyse bir şeyler oldu, dersler, sınavlar, iş falan derken görüşemedik bir süre. az önce facebook üzerinden konuştuk, şu bu derken, dedim görüşelim, bir şeyler içelim. tamam falan dedi. sınavlarım var, atlatayım olur. iyi dedim ben de. şu gün olur mu diyorum, yok sınavım var diyor. şu gün olur mu, yok sevgilimle buluşacağım ama şu günden sonra belki olur diyor falan. belkinin sebebi de belki istanbul'a gidecekmiş arkadaşıyla. iyi dedim ben de, gitmezsen haberleşiriz. tamam ben derse döneyim dedi, iyi dersler diledim döndüm işime. bu offline oldu tabi. ben saf ya, ona nasıl davrandıysam, o da bana öyle sanıyorum. ulan küçük lan, kardeşimden bir yaş büyük, kardeşime nasıl güveniyorsam bir yaş fazlası işte.
neyse 5 dakika sonra bundan mesaj geliyor, bizim konuşmayı olduğu gibi kopyalamış bana yolluyor. diyorum hata herhalde. ardından kanka istanbul'u da buluşmamak için ben uydurdum falan diyor, böyle gülümsemeli, smileyli falan. allah allah diyorum bak sen şu işe. madem istemiyorsun, istemiyorum de amcık diyorum kendi kendime, bir yandan da izliyorum olay nereye varacak diye. zaten bu bana yazıyordu diyor. diyorum ki allah allah. bu kız benden yardım istemedikçe ben ona gitmemiştim hiç falan diyorum bir yandan. hatta kaç kez patron onu arabasıyla bırakacakken, benimle yürümek istediği için patronu reddeden kız bu değil miydi falan diyorum, hala da izlemeye devam ediyorum. ne deyim peki zıttırık'a -zıttırık sevgilisinin adı işte- bir çay içeceğiz mi diyeyim diyor, zaten görüşeceksem de arkadaşça diyor. ulan ben kardeşimden bir yaş ayrı tutmuşum zaten seni, gel de sikeyim dedim sanki amlıya. neyse. burada ben sinirlenip devreye giriyorum. demek, diyorum, yazıyordum ben sana diyorum. görüldü yazısı ve tik işareti çıkıyor. her başın sıkıştığında ben yardım ettiğimi sanıyordum diyorum, anında görüldü yazısı ve tik işareti beliriyor. ama yazıyor yazısı yok, görüldü var, tik var. kezbanımız bekliyor, düşünüyor, sinsi sinsi planlıyor, sıradaki kezbanlığı ne olsa diye karar vermeye çalışıyor. ben hayal kırıklığına uğradığımı söylemek istiyorum, gönderilemedi diyor. allah allah diyorum, tekrar gönderilemedi diyor. ismini tıklıyorum, üzgünüz, diyor, bu sayfaya ulaşılamıyor diyor, tıkladığın bağlantı bozuk olabilir veya sayfa kaldırılmış olabilir diyor. vay amına koyayım diyorum. bak sen şu kezbana diyorum. bir sevgili bulunca insan demek ki böyle oluyor diyorum. kullanılmış olmak ya da keriz yerine konmak değil zaten derdim, ulan diyorum, ne yazması ne asılması diyorum. sen bana abi diye sokulurken, sus lan bacaksız diye sarılmadık mı diyorum. o ise gönderilemedi diyor, tıkladığın bağlantı bozuk olabilir veya sayfa kaldırılmış olabilir diyor. insanın amı beyninden büyük olmasın diyorum, sözlüğü açıyorum. bu yazdığımı kezban başlığına da kopyalamak istiyorum, kafam sonradan çalışıyor, entry numarası yeter diyor. teşekkürler olric diyorum, kopyalayalım efendimiz diyor. kopyalıyoruz.

meydan sozluk kapatilsin

her gün "acaba bugün de mi kapatılmadı?" diyerekten girdiğim site hakkındaki pek bir yerinde öneri.

meydan sozluk

neredeyse 1 saattir entry girilmiyordu ben girdim amına koyayım. bir bok yedik devam ettirmeyelim lan, lütfen.

sikeyim boyle sozlugu ben gidiyorum

son girdisi 7 saat önce olan başlıkların dahi sol tarafta durduğu bir sözlük hakkında söylenmesi muhtemel söz.
<bkz: meydan sözlük>

planet turk

benim için televizyondaki en güzel kanaldır. bugün çok sevdiğim alın yazısı (1972) filmine denk gelince yerini daha da sağlamlaştırmıştır. önceleri ses olsun diye açtığım televizyonu bu kanalla beraber oturup izlemeye başladım resmen. taş gibi kanal.

not: film bu akşam 22:25'te tekrar yayınlanacak.

esad i kaziga oturtmak

herkes önce kendi liderine baksın bir dediğimdir. sonra sırayla gideriz.

battle for wesnoth

açık kaynak kodlu, rpg öğeleri içeren ve fantastik bir evrende geçen sıra tabanlı strateji (<bkz: turn based strategy>) oyunu. grafikleri iyi olmamakla beraber, harika bir oynanışa ve sizi 100+ saat -abartmıyorum- ekrana bağlayacak, uzun ve zevkli senaryolarıyla beraber mükemmel bir oyundur. eğer ucundan kıyısından heroes of might and magic'e bulaşıp, sevdiyseniz bunu da kesin seversiniz. türkçe çevirileri eksik ve kötü de olsa, akıcılığı pek etkilemiyor.
türü sevene kesinlikle öneririm.

erdil yasaroglu

<bkz: tırt>

felipe melo de carvalho

bu amk -aşırı manyak karakterli- futbolcu bir siktir olup gidemedi juventus'tan. hayır adamı juventus istemiyor, bunu o da anladı da, başka kimse de istemiyor amına koyayım ya. juventus yöneticileri de "madem satabiliriz, kitlesek ya galatasaray'a" diye düşünüp 6500000 €'da diretince olmadı işte. bu herif torino'ya adım attığı gibi siker güzelim juventus'un havasını, sinerjisini, enerjisini, ebesini. umarım galatasaray yöneticileri alır da kurtarır şu amk futbolcudan bizi.

0 ad

wildfire games tarafından geliştirilen, açık kaynak kodlu bir rts. oyun hala -yıllardır- geliştirme aşamasında; şu an ise alpha test aşamasında ve indirilebilir durumda. senaryo modu oynanamamasına rağmen, girip bir maç atılabilir. buglar yok mu, var tabi. oyun olması gerekenden yavaş akıyor. oynanmıyor haliyle, üzüyor. ancak beni heyecanlandıran kısmı oyunun age of empires tadı vermesi -ki zaten age of empires ıı'ye mod olarak yazılmaya başlanmış. müzikleri gerçekten harika, zamanla sıkar elbet ama benim çok hoşuma gitti. grafikler güzel, açıkçası beklediğimden iyi. yapay zeka fena değil tabi ama tam bir yorum yapmak için oyunun son haline bakmak lazım. meraklısına bir göz atmayı öneririm, ama tekrarlamakta fayda var oyun test aşamasında hala. umarım yakında tam sürümüne de kavuşuruz. web sitesi: http://play0ad.com/

juventus

zlatan ibrahimovic'i -ki juventus alalım da gelişsin diye değil, bizzat gelişmiş halini almıştır- italya'ya getiren takımın juventus olduğunu bilmeyen adamların övdüğü kulüptür, italya'nın abisidir, diğer takımlar kumda oynasındır.

xubuntu

çalınan bilgisayarımın -ki 6 hafta sonra kavuştuk yeniden birbirimize- üzerine league of legends'ı da bırakmamla beraber, içimdeki bir ukdeyi doldurup bir linux dağıtımı kurmak büyük hayalimdi. evet, beni windows ortamına bağlayan tek şey lol'dü, zoruna mı gitti yarraaam? dediler ki linux beleş, dediler ki virüs derdin yok, olmaz, dediler ki işlevsel, dediler ki marjinal olursun kızlar verir, o anda çeldiler aklımı. tabi az ilgim olduğundan arada hakkında bir şeyler okuyordum. vay linux şöyle iyi, of linux'un audi'si var, üf linux herkesi dövdü falan aşinaydım yani. bir bilene sordum gel sana fedora kuralım dedi. niye dedim, pek çok şey anlattı ama benim linux'a olan aşinalığım "marjinallik ve audi" seviyesinde olduğundan pek bir şey anlamadım. şaka lan şaka, uzun uzun anlatıp kendimi yorasım yok sizi geçiştiriyorum. başkasına sordum linux mint kuralım gel ferah ferah dedi, keh keh, çaktın mı? kıps. neyse, o da bir övdü bir övdü sandım işletim sistemi falan değil, bir çeşit tanrı. hadi en kötü yarı-tanrı. aradan biri de çıkıp demez mi, hacit gel slax kullan sen diye. neymiş efendim, kuruluma hiç gerek yokmuşmuş da, 256 mblık bir usbden direk çalıştırılabilirmiş de, buna rağmen çok hızlıymış da bilmem ne. ben buna bir daldım afedersin, dedim siktir git! ben kurmak istiyorum. öyle pcyi her açtığımda yok usb tak bilmem ne uğraşamam dedim. lan sanki bir usb bellek takmak çok mu zor diyecek oldu, bir daha dövdüm ibneyi. gelemem ben böyle şeylere. diğerlerine de siktirin gidin dedim, ben kendi versiyonumu kendim seçerim dedim, bir boka da yaramadınız zaten anca kafa karıştırırsınız siz dedim. sonra az önceki dayakların gazıyla daha da sövdüm bunlara. bu ikisi de girişip beni dövmesin mi? dövmesindi bana kalırsa ama dövdüler, haketmiştim tabi. giderlerken arkalarından kısık sesle biraz da sövdüm, duymadı ama ibneler. götleri kalkık ya. neyse.
girdim internet ortamına, açtım google'ı yazdım hemen "best, linux, distiribition" diye, google da oçluk yaptı, düzeltilmiş sorguyu görüntülüyorsunuz falan ayağına düzeltti beni "distribution" diye. elitist piç. sanki neden bahsettiğimi anlamadın sen. ibne ya.
neyse işte baktım millet forumlarda almış vermiş, ubuntu şöyle güzel, ubuntu böyle güzel, ubuntu da porno izlemek ayrı bir zevk falan. porno lafını görünce bir durdum tabi. az ateş bastı, terledim. hemen spankwire.com, tube8.com, redtube.com desteğiyle ve "skinny blonde teen forced to fuck" eşliğiyle terimi bir attım. devam ettim sonra okumaya. bu ubuntu'nun farklı versiyonları da varmış. başka .buntular yani. işte efendim kubuntu, lubuntu, xubuntu falan. anladın sen işte ana fikri. ben de ahahhaühahaüü zubuntu ne lan amk zubuntu ne diye bakınca, lan dedim, iyiymiş ya bu.
efendim xubuntu, ubuntu'nun daha hafif ve xfce kullanan versiyonuymuş. xfce ne dersen de, araştır dedim amına koyim ya. bu kadar da beleşçi olma. ben gizli bakınızlı verdim ama daha başlığa da bakmadım. umarım birisi doldurmuştur xfce'yi ama pek de sanmam, sikko sözlükteyiz sonuçta.
yani temelde bir ubuntu'ymuş. ama asıl hedef eski bilgisayarlarda da hızlı ve sorunsuz bir biçimde çalışması olduğundan bazı yönlerden hafifletilmiş. işte gel şunu çıkartalım, gel bunu farklı yapalım, ıımmss deniz kumu derken hafiflemiş yani sistem. bundan daha hafifi de lubuntu'ymuş, yalnız onu da indirmeme rağmen denemedim hiç.
ücretsiz olarak .iso formatında indirilebiliyor http://xubuntu.org/getxubuntu/ adresinden. son versiyonu 13.04. yani 2013 yılının nisan ayında çıkmış demek bu, cahil cahil bakma şu sayılara anlamını bil diye söylüyorum. gayet yeni ve kullandığım kadarıyla da stabil bir sistem. açılış ve kapanış hızları yüksek ve benim windows'taki en büyük sorunum olan "açıldıktan sonra bir kendine gelsin pc pffss" sorunu bunda yok, açılınca açılmış oluyor. varsayılan tarayıcı mozilla firefox, içerisinde kelime işlemcisi olarak abiword var. onun dışında ofis programları kurulu değil fakat istediğini kur amk, beleş zaten.
ubuntu yazılım merkezi diye bir program aracılığıyla istediğimiz şeyi kurup, kaldırabiliyoruz. bu yazılım merkezini google play store gibi düşün bebişim, kafanda daha rahat canlanır.
kurmadan önce cdyi live cd olarak çalıştırıyor ki bir dene. hani neyle karşı karşıya olacağını bil. beğenirsen masaüstündeki simgesinden 15 dakika, hadi yarım saatte kuruluyor. en güzel yanı ise driver aramıyorsun, tamamen kullanıma hazır halde geliyor pc. öyle vay ses gelmiyor, yok ekran anasının amını görmüş, uff kartı tanıtamadım falan yok. kur diyorsun kuruluyor. hatta benim laptop'da windows xp kurduktan sonra bir türlü driver'ını bulamadığım -vallahi yoktu- ve dolayısıyla kullanamadığım klavye işlevsel tuşlarını -ben böyle söylüyorum da bildiğin ses açma, ekran parlaklığını kısma tuşları işte- xubuntu ile beraber sorunsuzca kullanıyorum. o da kendisi yüklenmiş olarak geldi zaten.
dosya aktarım hızı da mükemmel, saniyede 30 mb altına hiç düşmedi, genelde de üstünde zaten.
torrent uygulaması olarak da transmission geliyor, gayet güzel bir program, tıklıyorsun indiriyor işte daha ne bekliyorsun zaten amk.
neyse, çok dağınık dersiz topsuz bir yazı oldu farkındayım. sikimde mi, hayır. ama sonuç olarak ben az sıkıldım, facebook'ta candy crush oyna oyna bir yere kadar bana yenilik lazım ya da amına koyayım bilgisayar arada tepki ver diyenlerdenseniz bir şans vermenizi kesinlikle önerdiğim bir işletim sistemidir. tepki hızıyla, özellikle eski bilgisayarlarınızda, aklınızı alacak, dudağınızı uçuklatacak, ters yatırıp düz sikecektir.
adresini de verelim, siz o sonundaki getxubuntu/ kısmını silmeyi akıl edemezsiniz ya da o adresten anasayfaya dönemezsiniz çünkü bence.

http://xubuntu.org/

amuhahah zubuntu ne lan.
tabi zubuntu diye okunuyor, ne sandın sen dürrük?

edit: daha minimalistliğinden -bazıları öyle sever- ve bataryamın windows xpye karşı 1 saat daha uzun süre dayanmasından bahsetmemişim. hatta daha neler vardır da, işte.

evrim teorisine inanmayanlarin evrim hakkinda atip tutmasi

bir şey hakkında konuşmak için ona inanmak zorunda olmadıklarındandır. ama atıp tutmak yerine güzelce konuşulsa her şey ne de güzel olacaktır.

league of legends

orospu çocuğu kaynamaktadır türkiye serverı. inanmayan bir ranked game atmayı denesin. amacın kazanıp lig atlamak olduğu bir ortamda kaybetmek için her türlü çabayı gösteren adamlarla dolu. bundan zevk de alıyorlar. amaçları sizi baltalamak, değişik insanlarla dolu bir oyun oldu artık.

george r. r. martin

a song of ice and fire serisinin yazarı. game of thrones adlı dizi de bu seriden uyarlamadır. karakterlerini çatır çutur harcar, acımaz. dili güzel, hayal gücü harika, kitapları muhteşemdir.
serisi ise, bence, lord of the rings'ten daha güzeldir. ben zaten sevmem lotr'u. o ne amk boromir'di, ak'tı, gri'ydi. tiii. neyse, konumuz o değildi zaten. ama hayır yani, sikko frodo yerine gandalf zaten götürürdü yüzüğü. neyse.
frodo da az ibne değildir zaten, bilen bilir.

allah uzun ömürler versin de yazara seriyi tamamlasın hiç değilse. bitmezse çok üzüleceğim.